S a d e c e K e l i m e l e r
<................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................>

Tivitır...

İnsanların uzun yazıları okumaya üşenmesinden ortaya çıktığını düşünüyorum bu tivitırın. Yazılan şeylere de tıviiit deniyor. Bir işletme kurulduğu zaman kendinize özgü isimler, deyimler kullanılması insanları daha çok bağlıyor.

Tek cümlelik iletilerin paylaşıldığı bu site habercilerin de yeni haber kaynağı olmuş durumda. Takımları ya da transfer haberleri hakkında tivitır a yazılar yazan futbolcuların başı yönetimle belaya girebiliyor. Ya da asparagas haberlerin yayınlanmasına sebep olabiliyor. Bir yandan kolay bir haber kaynağı iken öte yandan doğrulanmasının zor olması işleri zorlaştırıyor. Yine de internet üzerindeki insanların haberleşme olanaklarının gelişmesi açısından olumlu bir site. İran'daki olayların takibinde önemli bir rol üstlenmişti.

Ben henüz acemiyim. Kasıyorum filan böyle yazarken.

27/1/2010, Kategori: Bence___ : Yorum (yok) : Yorum yaz! http://www.thinkgeek.com/images/blog/icon_facebook.gifFacebook'ta Paylaş

Yazık Lan!

Haber:

Bolu'da yılbaşının kutlanmaması için posta kutularına bildiri bırakıldı. Kim tarafından yazıldığı belli olmayan bildirilerde, yılbaşı gecesinde genç kızların namus ve iffetlerini kaybettikleri, ‘kafirlere benzememek' için yılbaşı gecesi eve sakız dahi götürülmemesi gerektiği, şarkılı- türkülü eğlenceli programların izlenmemesi istendi.
“Noel ve yılbaşı gecesinde kadın- erkek açık kıyafetleriyle dans etmek dinimizin ahlâk ve haya esaslarına aykırı olup haramdır. Ayrıca bu gece eğlenmek adına yüzlerce genç kızımız namus ve iffetini kaybediyor ve bunun dayanılmaz sonucu olarak bu gecede insanlar kendilerini içki, fuhuş, kumar gibi şeylerle kendilerini ve toplumu sonu felaketlerle bitecek acı sona getiriyorlar. Türkiye, yüzde 98'i Müslüman olan bir İslam ülkesidir. Durum böyle olunca bu millete İslam dışı yaşantılar yaraşmaz, bir Hıristiyan adetinin ihya edilmesi her Müslüman için manevi tehlikelerin ve inanca dayalı tahribatın en büyüklerinden ve en korkunç olanlarından sayılır. Bu gece tam anlamıyla bizi yaradan rabbimize isyan etmektir. Bu geceye meyil etmeyelim. Güya bu gece İsa'nın doğduğu geceymiş. Peki hiçbir peygamberin doğduğu günde içki içilir mi? Kumar oynanır mı? Kötü programlar seyredilir mi? Şarkı- türkü dinlenir mi? Bu gece İsa Aleyhisselam'ın doğduğu gece ise bu geceyi Kuran okuyarak, namaz kılarak, kısacası ibadetle geçirmek lazımdır. Bu gece kafirlere benzememek için bu gecede sakız dahi eve götürmemeliyiz. Şarkılı türkülü eğlenceli programları seyretmemeliz.”


Ve aşağıda buna gelen okuyucu yorumları;


Ekrem Bozer (Tüm Yorumları) 28.12.2009 16:26:30
1 Ocak müslümanlarin Yilbasi degil.Müslümanlarin hicri Yilbasi iki hafta önce idi onu kutlamadiniz da Hiristiyanlarin kini mi kutliyacaksiniz.Yapan dogru yapmis.Hicri Yilbasini kabul etmiyen in müslümanligindan süphe duyulur.


feri 1903 (Tüm Yorumları) 28.12.2009 15:48:47
adamlar çok doğru yazmış yılbaşı kutlamasıu hiristiyan topluluklara ait bi gelenektir. bu kadar taklitçi olmayın arkadaşlar özellikle alev tunç sen istediğini yapabilirsin senden geçmiş herşey müslüman olduğunuda sanmiyorum


Alev Tunç ne yazmış ona bakıyoruz:
Alev Tunc (Tüm Yorumları) 28.12.2009 15:34:02
Bu yaziyi yazan dinci kardeslerim bir seyi karistirmislar. Isa 24.12. de dogdu, yilbasi gecesi degil. Hem hristiyanlikta kirmizi sarap günah degil.
Sizin yaziniza okuduktan sonra gönlüm daha cok eglenmek, daha acik kiyafetler giyinmek ve daha cok icki icmek istedi.

Bozkurt Türk isimli okuyucudan gelen yorum!
bozkurt turk (Tüm Yorumları) 28.12.2009 11:57:40
ulan size inat seneye noeli kutlayacağım...çamda süsleyecem, hindide yiyecem...Çatlayın...merry christmas and happy new year...:)


sağduyu demokrasi (Tüm Yorumları) 28.12.2009 13:09:05
Yavrum, biz eğlence olsun diye içmiyoruz. Sizin gibi allahın yobazları ortalığı sardı diye kahırdan içiyoruz. Kendi kendimize evceğizimizde iki duble atıp çekirdek çitleyip tombala oynayacaz. Siz ne isterseniz yapın. Yalnız dikkat edin, yakında gökyüzüne Hz.İsanın yanına uçacaksınız, sağlam durun.

Yorumlardan bir kaçıydı. Kaynak hürriyetin sitesi bu arada.

Şimdi... Adamın biri kendi inançlarını millete yaymak amacıyla el ilanı bastırıp evlere dağıtmış. Tamam özgür bir ülkede yaşıyoruz. Fikir özgürlüğü filan.
Ama yani...! Size ne milletin eğlencesinden. Cehaletleri İsa'nın doğum günü sanmalarından belli oluyor zaten. Bir de onlar neden Hicri takvime göre kutlamıyorlar diyorlar. Eee hicri takvim mi kaldı? Hicri takvim kullanan kaç tane ülke var. Dünyanın büyük kısmı miladi takvimi kullanırken hicri takvimi kullanmak ne kadar sağlıklıdır? Ölçü birimlerinde de eskiye mi dönelim o zaman?
Bir de dikkatimi çeken insanların, "eğer şunu yapmıyorsanız müslümanlığınızdan şüphe ederim" sözü. Bu ne demektir yahu. Esas sen bunu söylüyorsan ben senin müslümanlığından şüphe ederim.
Deist oldum rahat ettim vallahi be. Hicri yılbaşını kabul etmeyen kişi müslüman değilmiş bir başka kişiye göre de. E yuh yani ben daha ne diyeyim. İnsanları güzelce uyarabilirsin belki ama "müslüman değilsiniz siz" diye damgalamaya çalışmak, müslüman olmamayı bir suç gibi göstermek de ne demek oluyor?
İnsanız hepimiz insan. Farkedin artık bunu.

28/12/2009, Kategori: Bence___ : Yorum (yok) : Yorum yaz! http://www.thinkgeek.com/images/blog/icon_facebook.gifFacebook'ta Paylaş

Vay Et!


MAY-ET firması ihale yoluyla çok cüzzi bir miktara satın aldığı devletin et ve tavuk kombinasının tamamını, sözleşme hükümlerine aykırı olarak başka bir firmaya satmış, bu durum savcılığa ihbar edilmişti. Savcılık, olaya göz yuman Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci ile idarenin sorumlu kişileri hakkında dava açmak için Maliye Bakanlığı’ndan izin istemiş ancak izin verilmemişti. İtiraz üzerine Danıştay 1’inci Dairesi dosyayı incelemiş ve soruşturma izni vermişti. Tesisi başkalarına satan MAY-ET firması bu yüzden ? sözleşme hükümleri uyarınca ? ceza yiyecekken firmanın önü, Özelleştirme İdaresi tarafından, ceza şartının başlamasına sadece 20 gün kala açılmıştı. Dosya apar topar Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Özelleştirme Yüksek Kurulu’na onay için gönderilmiş ve ceza şartına sadece sekiz gün kala onaylanmıştı. Firmanın bir kalemde yüz binlerce dolar ceza ödemesi önlenmişti. MAY-ET firması böylece, tesisi başka bir firmaya satmıştı.


NE KADAR ENTERESAN DEĞİL Mİ? SON ANDA FİRMANIN ÖNÜ AÇILIYOR CEZADAN KURTARILIYOR.... TESADÜF HERALDE...!

22/12/2009, Kategori: Velhasilikelam : Yorum (yok) : Yorum yaz! http://www.thinkgeek.com/images/blog/icon_facebook.gifFacebook'ta Paylaş

Hata ve Bedel

İnsanı hayvandan ayırıyoruz hep. İnsan düşünebiliyor çünkü. Hayvanlar hata yaptıklarında bunu düşünemedikleri için yaptıklarını söylüyoruz, iç güdüsel olarak hareket ettiklerini. Hayvanlar düşünemedikleri için hata yapıyorlar insan düşünebiliyor madem neden hata yapar? Anlık düşüncesizliklerinden dolayı olabilir, doğal güdülerine yenik düşebilir, aç gözlülüğü, hırsı olabilir... Pek çok nitelik sayılabilir hata yapmaya neden olarak.
İnsan öyle aymaz ve doyumsuz bir varlık ki hatayı yaptıktan sonra, hatasının farkında olsa bile bir affedilme, kabul edilme bekliyor. Bir umut. Bu neden olabilir peki?
Ya gerçekten pişmandır ya da yeni hesapların peşindedir.
Kendi adıma konuşacak olursam eğer ben hep iyi insan olmaya çalışmışımdır. Hatalarım oldu ve bu hatalarımdan sonra farkına vardığımda bile içimde bir umut oldu hep eski haline dönebilir diye. Belki çocukça, safca bir umut. Yani bu yeni hesapların peşinde olmakla ilgili değil. Hataların bedelinden de kaçılması taraftarı değilim. Böyle davranırsam "iyi bir insan" olma amacım ne denli samimi olabilir ki? Değil mi?
Herkes hata yapabilir, önemli olan hatalarının farkında olmak, bedeline razı olmak ve doğru olanı yapmaya çalışmaktır. Kişiye ait aptalca bir hata yüzünden diğer insanları kırmamaktır önemli olan.
Her zaman söylediğim şey etik, insani olmaktır.
Kendimle çelişebiliyorum bazen. Sıkıldım adındaki yazımda da bahsettiğim gibi.
24 yaşındayım son 10 senedir filan kendimi bilerek yaşıyorum ve bu süre içerisinde sayısız hata yaptım. Önümdeki yıllarda da yapacağım hatalar olacaktır elbet. Sadece aynı hataları yapmak istemiyorum.
Diyeceksiniz ki ne hata yaptın da bunları yazıyorsun? Şöyle söyleyeyim kendimle çeliştim!
Kendimi tanıyamadım. Amacımdan sapıp insanları kırma noktasına geldim. Bundan önce de kırdığım insanlar oldu ancak buna bir daha sebep olma korkusudur beni deli eden.
Hep makul bir insan olmaya çalıştım. Ancak anladım ki "makul" insan yoktur. Çünkü insan makul bir varlık değildir.

14/12/2009, Kategori: Bence___ : http://www.thinkgeek.com/images/blog/icon_facebook.gifFacebook'ta Paylaş

Bana Şükürler Olsun ki!

Başlangıçta Tanrı kuantum dalgalanmasıyla Büyük Patlama' yı yarattı, böylece evren şişmeye ve genişlemeye başladı. Engin karanlıklarla kaplıydı her yer; bu yüzden Tanrı, kuarklardan yarattığı hidrojen atomlarına, ışık şeklinde enerji salmalarını buyurdu. Daha sonra Dünya'yı yarattı.Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu.

Tanrı, göklerde bir sürü füzyon ışığı kaynağı olsun, buyurdu. Füzyon kaynaklarından bazılarını bir araya getirip bunlara Galaksi adını verdi. Ardından Kızıl Dev, Süpernova, Kara Delik gibi mucizeler yarattı.Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün oluştu.

Tanrı, gök kubbenin altındaki sular bir yerde toplansın, levha tektoniğiyle kıtalar birbirinden ayrılsın, buyurdu. Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu.

Tanrı toprağın kısır olduğunu gördü, bu yüzden kendi meyvesini taşıyan hayvanlar yarattı. Hayvanlara, başka türlere evrilmeyeceksin, buyurdu, dengeyi bozmayacaksın. Akşam oldu, sabah oldu ve dördüncü gün oluştu.

Tanrı, sulardan bir sürü canlı ve hareketli varlık çıksın, buyurdu. Önce büyük balinaları, sonra da kara memelilerini yarattı.Daha sonra büyük küçük demeden onlarca canlı yarattı, mikro evrim serbestti ama makro evrime izin yoktu. Tanrı, "doğada sıçrama olmaz", buyurdu. Akşam oldu, sabah oldu ve beşinci gün oluştu.

Tanrı insanlara genetik açıdan yüzde 98 benzerlik gösteren pongidae'yi ve hominidae'yi yarattı, bunların ilk ikisine Adem ve Havva adını verdi. Bütün bunların nasıl olduğunu açıkladığı kitabın bir bölümünde, Adem ve Havvayı aynı anda topraktan yarattığını söylüyordu; başka bir bölümündeyse önce Adem' i yarattığını, daha sonra da onun kaburgasından Havva'yı yarattığını söylüyordu. Bu durum şüphe vadisinde kafa karışıklığına sebep oldu, dolayısıyla Tanrı işleri tekrar yoluna koysunlar diye teologları yarattı.

Tanrı yeryüzüne Adem'den önceki geçiş evresi canlılarının diş, çene, kafatası ve pelvis fosillerini bıraktı. Yarattığı en özel canlıya Lucy adını verdi; Lucy insanlar gibi iki ayağı üzerinde yürüyebiliyordu, ama tıpkı maymunlardaki gibi küçük bir beyni vardı. Tanrı bu durumun da kafa karıştırıcı olduğunu fark etti ve işleri tekrar yoluna koymaları için paleoantropologları yarattı.

Yaradılışın kalan işlerini bitirirken, Adem'in yakın akrabalarının, kuantum mekaniği, astrofizik, paleontoloji, evrim biyolojisi, vb.ni anlamayacaklarını fark etti. Bu yüzden yaradılış mitleri yarattı. Dünya türlü türlü yaradılış hikayelerinden geçilmez olunca, Tanrı bu durumun da kafa karışıklığına yol açabileceğini farkedip antropologları ve mitoloji uzmanlarını yarattı.

Şüphe vadisinden yükselen sesler iyice ayyuka çıkarınca Tanrı o kadar öfkelendi ki ilk insanları lanetledi, onlara gidip çoğalın dedi (tabii bunu başka türlü söyledi). İnsanlar Tanrı'nın sözlerini harfiyen alıp gerçekten çoğaldılar, bu gün artık altı milyar oldular.Akşam oldu, sabah oldu ve altıncı gün oluştu.

Tanrı iyice yorgun düşmüştü artık; "Bana şükürler olsun ki bugün Cuma." dedi ve haftasonunu yarattı. İyi bir fikirdi bu.

--Michael Shermer, "Genesis Revisited"

13/12/2009, Kategori: Bence___ : Yorum (yok) : Yorum yaz! http://www.thinkgeek.com/images/blog/icon_facebook.gifFacebook'ta Paylaş

<- : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->

En iyi Firefox 2 ve üstü ile görüntülenir.